1614 km'de barcelona, valencia, madrid, roma {bölüm ve sahne 2 \ valencia}

ispanya \ valencia...


sanırım valencia'yı anlatmaya böyle bir fotoğraf ile başlamak en iyisi.. 

barcelona'dan ayrılırken bizi tam olarak ne beklediğini inanın bilmiyorduk. ispanya denildiğinde aklınıza gelen belli başlı şehirler hep ya barcelona'dır ya da madrid. gitmeden biz de hep bunları duyarak gittik zaten. ama valencia umduğumuzdan hatta ve hatta duymadığımızdan daha güzel geldi bize.. ortalama 3,5 saatlk bir yolculuktan sonra vardık bu güzel şehire. unutmadan yaptığımız yolculuklar hakkında da bir extra olacak blogda. yani bütün macera bittikten sonra kamera arkası gibi bir çalışma.. :] en eğlenceli noktası da bu olacak sanırım..


işte bu bayanla başladı valencia maceramız..  {aslında öncesinde kalacağımız hosteli ararken bize yardım eden polislerle de diyebiliriz. gerçekten çok ama çok yardımcı oldular. neredeyse 10 km lik yolu onları takip etmemizi isteyeyip hostelin kapısına bırakana kadar devam ettiler. haklarını ödeyemeyiz gerçekten. teşekkürler valencia polisi..} evet gelelim bu hanımefendiye; hostele yerleştikten sonra hemen makinemi alıp çıktık dışarı. sokağım köşesini döndüğümüzde onu gördüm. oracıkta oturmuş elinde tuttuğu sigarasını yakacak bir ateş arıyordu.. gördüğünüz ilk pozu çektiğimden haberi yoktu. ama sonrasındaki 7 pozdan haberi oldu :] hatta öyle oldu ki poz dahi verir moddaydı. - burada araya girip bir kaç söz etmem lazım. efenim fotoğraf konusunda ihtisas yapmadım ama eğer birisinin fotoğrafını çekiyorsanız ilk başta size sinir olabilir. yok hatta olur :] işte bu anda devreye fotoğrafı çeken girer. o da genelde ben olurum tabiki. ilk kural gülmeniz lazım efendim. hemde hiç gülmediğiniz gibi. ikinci kural ilk çektiğiniz pozu göstermeniz lazım. baştan söyleyelim eğer bayansa çektiğiniz pozu beğenmeyecek :] bu sizin işinize gelir hemen diğer pozlar için siper alın :] bu hanımefendi de öyleydi. ilk pozu beğenmedi bende diğerleri için sıvadım kolları. ha bu arada ilk pozda buydu..-  mcd yaktı sigarasını. kısa bir muhabbetten sonra ne tarafa gidebileceğimizi anlattı bize..


anlatmış ama biz anlamamışız :] seyahatlerde bir haritacı başı vardır genelde. bizde iki tane vardı :] bütün seyahat boyunca arabayı ben kullandığım ve fotoğrafları çektiğim için bu işi sem ve mcd ye bıraktım. evet bu işte kötü değillerdi ama yine de biraz  zorlanmadık değil :] ama mcd'nin araç içi co pilotluk görevini layıkıyla yaptığını söyleyebilirim. tabi uymadığı zamanlar :] 


tarih.. küçük, şirin ve asaletli bir şehir valencia. neredeyse her sokağında tarihi bir yapı görmek mümkün. ve öyle böyle yapılar da değil. mesela burası;  valencia'nın en eski kiliselerinden biri. yanında da onunla aynı avluyu paylaşan manastırı. öyle temiz ve aslına uygun bakılmış ki ilk günkü dokusunu tamamiyle koruyor.. onları dıştan izlemek kadar içten görmekte çok güzel. hele kokuları.. işte o an diyorsunuz tarih bu olsa gerek!


böyle tarih filan anlatıyorum ama asıl ihtisas konum olan yemeklerin sanırım zamanı geldi :] yemek kültürü ülkelerin bence asıl yüzlerini yansıtır. pişirme şekillerinden tutunda içine koydukları malzemelere kadar. hep bir geleneğin ya da inancın öğesidir.


ispanya'da tam anlamıyla böyle bir ülke. mutfak kültürü denilen kendine has o  dokuyu her şehrinde bulmak mümkün. hele de valencia'da. eğer bir ülkenin yemek kültürünü az çok anlamak istiyorsanız küçük şehirlerine gidin. çünkü en bilinen ve büyük şehirlerinde aslından sapma vardır. bu en güzel iskenderi bursa'da değil de istanbul'da aramak gibi bişi.. yukarıdaki fotoğraf ispanya'nın en mehşur yemeği "paella" ya ait. bizim safranlı pilavın deniz mahsülleri ile bezenmiş hali. böyle büyük ve geniş tencerelerde yapılıyor. kaç kişilik isterseniz o kadar yaptırıyorsunuz. sıcak ve piştiği tencere ile servis ediliyor. "denizden ne çıksa yerim" diyen bir bünye için biçilmiş kaftan. fotoğraflar önünden geçerken durup izlediğim lüks bir restorana ait. öyle çiğerci kedisi gibi bakmama dayanamamış olacak, aşçı başı içeri çağırdı en sonunda  beni. mutfağın içine kadar girip izledim onları.


haklarını vermek lazım hepsi işlerinin erbabı. çalıştıkları restoran valenca'nın o muhteşem sahilinin hemen yanında. durum böyle olunca hepsi profesyonelliğin zirvesinde. saatlerce kalıp izleyebilirdim onları ama mcd ve sem zorla çıkardı beni o mutfakatan :] ama ince tüyolar kapmadım değil. mesela ıstakoz'un kızartılmasında gerekli olanın yağ değil ıstakoz'un kendi suyu olduğunu :]


ve tapas.. hangisi diye sormayın! hepsi :] işin aslı bende tam olarak anlamadım ama kültür işte. bizim meze dediğimiz ne kadar şey varsa onlarda tek bir çatı altına toplanmış ve "tapas" olarak vücut bulmuş. lezzetlerine dicek yok ama hangisinin ne olduğunu çözene kadar insan yoruluyor. genellikle deniz mahsülleri yoğunlukta. ilk girdiğimiz restoranda istediğimizde önümüze irili ufaklı 8 tabağı görünce korkup kalktım :] neyse ki restoran sahibi iyi biriydi de bizden onlar için para istemedi. yoksa cüzdanı boşaltıp çıkardık oradan. bu yüzden dikkat etmekte fayda var. ilk önce ne olduğunu tam olarak öğrenip öyle yiyin yemeğinizi :] sonradan bizim gibi afallamayın. ve kesinlikle ben "tapas" yicem diye girmeyin restoranlara. ne yiyecekseniz onu isteyin. yoksa masa da bardak koyacak yer kalmıyor :] fiyatta bir o kadar şişiyor haliyle..


yemek kültürü kadar içki kültürü denen bir unsur daha vardır. her ne kadar herkesin ilgisini çekmese de bunu inkar etmek en güzel kemalpaşa tatlısının kemalpaşa'da yapılmadığını söylemekle aynıdır. yalandır hilafdır efendim :] böyle bir örnekle başlayınca merak konusu olabilir soldaki fotoğraf. "sangria" efendim kendileri. ispanya'da her yerde içilebilen milli içki. şarabın içine limon, portakal, mandalina ya da ekşi tadı verebilecek meyvelerin koyulmasıyla elde ediliyor. büyük sürahilerde servis ediliyor. o kadar da pahalı değil. şarap sevmeyen biri olarak denemedim ama mcd ve sem'in dediğine göre güzelmiş. böyle bi mayhoş tad arayanlara için sanırım ideal.


benim ilgimi daha çok bu sağımdaki çekti. hazırlanışı bile insanı kendinden geçirmeye yetiyor :] buzlar küçük küçük kırılıp kadehe yerleştirildikten sonra içine koyulan martiniye benzer bir içki ile yapılıyor. asıl detay en sonunda. incecik soyulmuş portakal kabuğu iki maşa yardımıyla ilk önce hafif eziliyor ve daha sonra kadehin ağız kısmına sürülüyor. amaç portakalın tadının içen kişinin dudaklarına gelmesini sağlamak. kabuk bu işlemden sonra kadehin içine koyulup o şekilde servis ediliyor. loş bir ışıkta kadehteki o mavilik görülmeye değer..


:] karşınızda yine, yeni, yeniden mcd. bu pozu metroda yakaladım.. kendisine gösterdiğimde ilk tepkisi " ohaaa diyorum!" oldu. bende hemen cevabını verdim tabi; "istersen fiyatı duymadan oha deme!" :] genel bir yargı cümlesidir benim için portre fotoraflarında "para versen çektiremezsin bu pozu" lafı. hakikaten de böyle doğal olanını zor çektirir ki zaten kendisi de kabul etti. çok yorulmuş ve acıkmıştı. çok yürüdük, haddinden fazla belki de. ama en güzel tarafı da buydu kanımca. yorgunluğu hiç görmediğin yerleri görürken yaşamak. onlarda kabul etti bunu zaten.. ayaklarına inen kara sulara inat feth ettiler valencia'yı.. işin güzel yanı bir kere bile düşmedi yüzlerinden bu gülümsemeler. bunun böyle olduğunu gördükçe bastım bende deklanşöre. nasıl olsa film yakmıyordu meret :] bu konudaki bonkörlüğümü onlarda takdir etti zaten sonra..


şimdi bu pozda anlatacaklarım aramızda kalsın :] insan ne kadar büyüse de çocuk olma konusundaki eğilimleri hiçbir zaman değişmiyor. bu da öyle bir anın fotoğrafı. yolda yürürken gördük şu yaratığımsı şeyi :] dedim sem'e geç çekiyim seni şununla. ilk önce şöyle bi duraksadı. baktım biraz geri duruyor dedim hayrola? baklayı bir anda çıkarıverdi; "çok korkunç lan bu!" :] yalan yok harbiden de öyle bir kostümü var. ama kalın harflerle yazıyorum kostümü :] neyse ikna ettim geçti yanına. bir kaç poz çektim hemen. ilk pozlarda biraz çekingenlik yok değildi. sonradan açıldı bizimki :] bu en çok güldüğü poz. ama dikkat edin yine de bir kaç adım uzağında duruyor. malum böyle adamlarla fotoğraf çektirdiğinde önündeki teneke kutuya atarsın bozuklukları. sem'de attı tabi. sonradan sordum ne kadar attın diye. cevap çok güzel ve yerindeydi :] "10 cent neyine yetmiyor puştun! hem asıl o vermesi lazım türk milli takım formasıyla poz çektirdi.." :] biz yerlerde tabi..


uyumadıkları zamanlarda :] genelde poz verdi ikisi de daha önce de dediğim gibi. adamlar buldu tabi benim gibi beleş fotoğrafçıyı, hemde severek yapıyor. körün istediği bir göz iken, allah bizimkilere iki göz birden verdi. şimdi itiraf etmek lazım bende bunu istiyordum. sağdaki fotoğrafta olduğu gibi kalabalık mekanlarda yakalamaya çalıştım genelde onları. insanların arasında, hiç bir anlamı olmayan durumlarda. asıl bu şekilde olurdu çünkü yaşadıkları mutluluğun kanıtı..


anıları anlatmak için kanıtlamak gerekir bazen. yani küçücük bir çakıyla aslan öldürdüğünüzü kanıtlamak için :] sözden daha çok şeye ihtiyacınız vardır kısaca. ziya gibi atmak tutmaz her zaman! tabi ki bu fotoğraflar bazı şeyleri kanıtlamak için çekilmedi. sadece değerlerini hatırlamak istendiğinde açıp bakmak amaçlıydı. fakat tecrübeyle sabit öyle anlar yaşarsınız ki bunları bir kanıt olarak kullanmanız gerekir. sanırım sem'de böyle yapacak. bunları tarihe atılmış bir çektik olarak değilde, kendi zaferinin bir kanıtı olarak saklayacak! haklı hemde sonuna kadar.. buna yardım ve yataklık ettiğim için kendimle gurur duyduğumu söylesem sanırım müebbet yemem?!? evet ben yaptım hakim bey! onların ispanya'yı fethetmesine ben yardım ettim. mutluyum!


gelelim bu maceradaki bana.. gülmediğim nadir anlardan birinde yakalamış mcd beni. neyi düşünüyordum ya da neye bakıyordum hatırlamıyorum. ama tahmin edebilirim :]  bir yüzde vermek gerekirse; % 86,5 bundan sonraki macerayı düşünüyorumdur. hangi ülke olsalardayımdır büyük ihtimalle. plan yaptığım için filan değil, sadece neresi olur acabasıdır bu bakış :] planı genelde gitmeden bir gün  önce yaparım. o da "havalimanına kaçta gitsem acaba?" dır! kişilik meselesi birazda. kimi insan ben otelde kalmadan, öğle yemeği akşam yemeği yemeden gezemem, bilmem hangi milletten bilmem kaç kişiyle aynı odada\hostelde kalamam diyebilir. kendince de haklıdır. fakat keşfetmek için, öğrenmek için gerekli her şey ya doğada ya da diğer insanlardadır. bu yüzden çok düşünmeden atmak gerek bazen adımları da. bu cesaretin fazlası olan aptallıkla aynı paralelde değil ama. hatta çok çok farklı evrenlerde.eğer karşınıza ne çıkacağına hazırlıklıysanız geriye sadece keşfetmek kalır..


bu güzel mi güzel hanımefendi ile bitirelim valencia maceramızı da. kendisi babasının omuzlarında keşfetmekte idi şehri. o da en bizim kadar meraklı, bizim kadar şaşkındı... soğuktan hafif kızarmış yanakları, şuan sizin görmediğiniz annesinden aldığı gözleriyle öyle güzel bir uyum sağlamış ki sadece kıskanmakla kaldım. hem güzelliğini hem de o sağlam omuzlardaki özgürlüğünü! o kadar sağlamdı ki o omuzlar, soğuktan olsa gerek kendisine bir iki beden büyük montunun içine sakladığı ellerine bile gerek bırakmamıştı. keşkelerin bir anatomisini yapıp ayrıldık valencia'dan..

şimdiki durak madrid. artık maceramızın asıl rengi sarı kırmızıya doğru bir gidiş var.. sevgisinden mesafe kavramını yitirdiğimiz formanın peşinde bir macera daha..

bakalım nevizade geceleri nasıl oluyor madrid'te..



32 fikre tercüman olmuş:

stuven dedi ki...

yazıya müthiş bir fotoğrafla başlamışsın.

sizi tam olarak neyin beklediğini bilseydiniz pek anlamı olmazdı:) kamera arkası çalışmasını sabırsızlıkla bekliyorum.

hımm demek ki keramet gülümsemede:)) çok tehlikelisin çokk:P:)

hiç sevmem haritacı başı olmayı nede olsa destursuz bağa girenlerin başıyım:))

yediğiniz/içtiğiniz sizin olsun ben tapas istiyorum.

bir kaç adım uzağında durduğu halde arkadaşa puanım +10

gelelim bu maceradaki sana o karede %13,5 neyi düşünüyordun acaba. bana pek macera düşünüyormuşsun gibi gelmedi:)

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@stuven

sondan başlıcam :) inanki hatırlamıyorum ney, düşündüğümü ama kendimi tanıyorsam bir sonraki macera içindir diye tahayyül ettim.

tapas olayını da bir gün yapabiliriz. ist'de bir yer biliyorum buna yakın şeyler yapıyorlar. olabiliritesi yüksek yani..

gülümseme olayı için de en büyük tüyoyu verdiğimi düşünüyorum :) tehlike için ise susmakla yetiniyorum.. :p

çinnn dedi ki...

of pof afra tafra...
kanımda kıskançlık var sanıyordum ama kıskançlığımın içinde kan var sanırım!
lafını da sokmuşsun bu arada :) ama bundan sonra iyi bir kızım biliyorsun. bana istediğin kötülüğü yap, gıkımı çıkartırsam ne olayım... ;)

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@stuven

bu arada yazının yakışıklısı ve güzeli unutulmuş belirtmeden edemedim stuven :] bi zahmet yazarsan rahat uyuyabiliriz belki .. :]

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@çinnn

yahu senin yaptığın afra tafra hayatımın bir parçası olmuş :] kenimden intikam almak için bile seni tutardım valla.. ama laf sokma filan yok bunu belirtmek isterim..

hem senin dökeceğin kan en fazla salça suyu olur :] senin gibi büyük bir tiyatro oyuncusu bunu yapamaz eminim ben..

iyi kız olayı içinse zaten iyi olan biri için sadece böyle olmaya devam et diyebilirim :\ hep ben öle afrası tafrası olmayan bir çinnn istmiyorum bilginize :)

çinnn dedi ki...

ha anladım, sende mazoşistlik var :)
ama madem memnunsun eskisi gibi devam o zaman... benim için zor olmaz biliyorsun ;)

hypnos dedi ki...

iki yazını da şimdi okudum. yorumum ikisini de kapsasın o zaman=)fotoğrafların harika! çekme amacın(dediğin gibi insanlar üzerinden şehri anlatma) ve çektiğin yerler çok hoş. hatta bayıldım. ispanya mutfağının oldukça değişik ve renkli olduğunu izlemiştim bir programda. senin gösterdiğin 3-4 tanesi bile iştah açıcı. =)

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@çinnn

evet var ama mazoşistlik durumu herkes için söylenmez.. :] sanırım cast yu..
bunu yaparken zorlanmayacağına eminim merak etme, en son maçta olanları herkes biliyor :\

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@hypnos

bende nerede kaldı diyordum ki geldin :) hatta bloğuna mesaj yazacaktım hayatta mısın diye..

fotoğraflar ve yazı için çok teşekkür ederim. ispanya mutfağı için ise kesinlikle aynı fikirdeyiz! fazla çeşitli olmasa da bulundurdukları harika..

fazla ara verme, özletme kendini.. :}

çinnn dedi ki...

"cast mii" kısmını sevdim. şımardım bi de üstelik :)

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@çinnn

yahu sana ne desem bilmiyorum ki :] buralar senden sorulur biliysun..

ayrıca klişe bir tabirle; üşüyoruz reis :]

çinnn dedi ki...

hahahaaa.. üşümeyin üşümeyin, gelicem ben sizi ısıtmaya :))

hypnos dedi ki...

selamını aldım=) nerden yazsam bilemedim. okuduklarından farklı değilim. yetişebildiğim kadarıyla güncellemeye çalışıyorum kendimi, blogumu=)
ee gezi anıların bu kadar mıydı? part 3 ü merakla bekliyorum.

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@hypnos

iyi olmana sevindim :) gezi yazıları bu kadar değil tabi ki. sırada madrid, roma ve extralar (kamera arkası diyelim) var. onlarda en yakın zamanda burada olacak. tekrar bekleriz.. dikkat et kendine..

ahmet dedi ki...

merak ediyorm; bu kadar macera size ne kadara patladı?? yani gez gez bitmiyor ondan sordum .)

Mehmet Caner Dink dedi ki...

olm layynnn!! edebi gücünü yirim ben senin, ne desem bilemedim ki şimdi :) resmen alkışlarla değil de bu yazılarla yaşıyorum, again and again :D

@çinnn çinnn, seni bulacağaaam olmm! :D çıkar artık o içindeki kin kusmuk ağacını!! tmm şimdi eline falan da düştüm ama :) yani bi takdir et şu güzel fotoları, şu kuzucuğun enfes yorumlamalarını fln... ne biliyim öyle işte...

madrid'le devam... c'mon!!

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@Mehmet Caner Dink (mcd)

sizi bilmem ama ben sizin alkışlarınızla yaşıyorum oğlum :] beğenmene sevindim. bi de sem gelse de yorum yazsa. gitmiş yukarılarda bir yerlere yazmış. (bkz: kara kaplı defter) asıl yorum yapması gereken kısmı atlıyor her sefer..

bu arada @çinnn ile alakalı görüşlerine az da olsa katılıyorum ama biz onu öyle sevdik biliyosun :] ne desek yalan olur şimdi.. o olmadan çıkmıyor hayatın tadı.. :[

evet dediğin gibi sırada madrid var.. kısa süre sonra!

bilgi amaçlı edit: senin (mcd) ve sem'in fotoğrafları şehir gözetmeksizin seçilmekte. mesela bu yazıdaki fotoğrafların biri barça'dan biri madrid'ten. sadece sizin fotoğraflarınız için bu böyle. diğerlerinde şehirler yazıyla uyumludur.

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@ahmet

senin yorum arada kaynamadan yakaladım :]
gezinin masrafları sanıldığından çok az. şahsen ben 7 gece için yatacak+kalacak+yemek+eğlence+alışveriş için toplam 440 € harcadım. evet baya az bir miktar ama eğer benim gibi bir rehberiniz varsa bunu rahatlıkla yapabilirsiniz. kendime de pay çıkarırım böyle :]

buna 135€ gidiş dönüş uçak bileti ve kişi başı 150 tl araç kiralama bedeli dahil değil. öyle işte..

çinnn dedi ki...

@Mehmet Caner Dink
çıkmıyo o ağaç malesef, benimle yaşıt kendisi. git diyorum gitmiyo, aksine daha bi coşuyo her geçen gün :)
ayrıca önce benim fotolarımı çekecek yağmursuz bi havada, sonra seninkileri takdir ederim belki...
he bi de o kuzucuk bugüne kadar çektiği fotolarımdan hiçbirini bloga koyamıştı. benim gibi hatun varken gitti senin fotolarını koydu. al sana bi kıskanma sebebi daha!!!
of of offff... ömrümü yidiniz benim yaaa... ingiltere hayali de suya düştü anasını satayım. bundan sonraki ilk güzergah yemin töreni ama unutma.
bu arada farkettim de amma yazasım varmış benim haaaa. ohh döktüm içimi rahatladım :))

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@çinnnn ve @Mehmet Caner Dink (mcd)

buradan ikinize sesleniyorum :] (yayın organı yaptık burayı da o ayrı konu) lan kızdırmayın beni deli etmeyin! ben çinnn çinnn i böyle seviyorum. o trip atmadan, kin kusmadan rahatlamaz, o rahat olmayınca da ben mutlu olamam. iş bu yüzden bırak naparsa yapsın kabulüm..

ayrıca çinnn sen yazınca ne güzel oluyo burası hep yaz sen yahu :]

çinnn dedi ki...

heheee... yazarım tabi yaaa, yazmam mııı...
bi ara meydanı boş bırakmıştım, döndüm mekanıma :)
hişşşttt... çekil emsidi, ben yazcam :)))

Mehmet Caner Dink dedi ki...

@ çinnn!!!

yok anacım seninle başa çıkılmaz bu 1! 2.si de trip atan razı çeken razı, ben çekilirim aradan, yağmurlu yağmursuz fotolarımla bakarım dalgama aga :D

Madrid'de görüşmek üzere şekerpareler,

Kemalpaşa tatlısı McD...

çinnn dedi ki...

@McD (Mc Donald's gibi oluyo böyle de yahu!)
seviyoruz seni... :)

@(f)(k)(h)
adamın yağmurlu yağmursuz fotosu var konuşuyo tabi :( acil buluşmamız lazım...
he bi de bu insanlar cep telefonundan önce ne yapıyorlarmış kuzum? :)))

butosa dedi ki...

ilham alınası bi gezi olmuş.özenmeyen,bende bende demeyen yalan söyler:P yaşadıklarını anlatım tarzın ve fotograflarda ki enerji daha etkileyici kılıyor olayı.daha çok git,gidelim,gitsinler..

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@çinnn

her zamanki gibi sen zamanı ve mekanı söyle gerisine karışma :] fotoğraflar bende.. ayrıca salla şu cep telefonunu ben bi şekilde bulurum seni..

ayrıca @McD
harbiden seviyoruz lan seni :]

çinnn dedi ki...

@(f)(k)(h)
uykum geldi yatıyorum.
yaz dedin diye de saçma maçma yazıyorum :)
28.03.2010u da tekrar kontrol ettim. doğru bilgi vermenin haklı gururunu yaşıyorum...
iyi geceler olsun madem!

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@butosa

şimdi böyle söyleyince şımarıyor insan :^]
çok teşekkür ederim yorum için. özendirmek değil belki ama yaşadıklarımı anlatmak yaşamaktan daha zevk veriyor inan ki. bundan sonrada böyle olacak zaten.

@Goşmu'ya selam bu arada :] öperiz ellerinden..

Zeynep A. dedi ki...

Ne kadar güzel, ne kadar masalsi anlatmissin maceranizi! imrendim dogrusu! güzel hikayelerle döneceginiz, güzel gezmeler diliyorum!!!

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@Zeynep A.

beğenmene çok sevindim.. gezerken insan bir çok şeyi unuttuğunu sanıyor ama böyle yazmaya başlayınca aklına geliyor. fotoğraflarda bunu destekliyor tabiki.. :]

iyi dileklerin için tekrar teşekkürler..

zehra16 dedi ki...

Roma yazısı çabuk gelsin,mümkünse efendim:)

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

@zehra16

ondan önce madrid var ama acele etmeye çalışırım merak etme :]
ama roma da güzel fotoğraflar var bunu emin olabilirsin!

lady dedi ki...

referans olarak alıcam yorumları (inşallah) seyahatimde!

Yorum Gönder

hani duşa girersin de su ısınana kadar geçen süre içinde yaşadığın üşüme vardır ya?

hahh işte o anlarda aklına takılan bir yorum olsun..