merhaba! ben sarışınım ve menemenim kabuklu domateslerden yapıldı diye size hayallerimden bahsettim..

.

yazılan destanların hangisinde kahraman olmak isterdiniz? 

eski yunan uygarlıklarının birinde mi, uzak doğuda yaşananlarda mı, yoksa hiçbirinde mi. genelde kahraman olmak  için ortada bir de olumsuz bir durumun olması lazım sanırım. o zaman bir kahramana ihtiyaç duyulur çünkü. o zaman gözler birisini arar, o zaman sebep doğar eli havaya kaldırıp "özgürlük" diye bağıran birine. 

acı; tarih kahramanları asanlar tarafından yazılır..


laf özgürlükten açılmışken biraz deşmek lazım gelir yarayı. misal; sabah kalktığınızda lanet ediyorsanız o gün yapacaklarınıza, artık alıp gitme vakti gelmiştir başınızı. geç bile kalınmıştır hatta, vakti gelip de geçiyordur. ne kaybedersiniz ki. neyden eksik kalırsınız. yoksa uyandığınızda lanet ettiğiniz işinizden mi? 

aslında yazdığım son cümlenin sonunda "soru işareti (?)" olmaması lazım. eğer siz o soru işaretini görüyorsanız, yani okuduğunuzda hakikaten sizde bir soru ifadesi uyandırıyorsa emin olun aslında dile getiremediğiniz bir sıkıntınız var. hatta sıkıntınızın ne olduğunu da söylerdim de. neyse..

ben bunları salık verdim kendime. şimdi biraz da olanlardan bahsedeyim izninizle;






hayatımda hiç gitmediğim bir köye çektim arabamı, yanımda bir şişe kırmızı şarap. evime nereden geldiğini bilmediğim tirbuşonu iyi ki de yanıma almışım dedim. bagajda kilim vardı. eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı dememe ramak kala, katranın kaynatmakla şeker olmayacağını anladım. abdal'ın horasan'ı geçtiğinde hala tarikattan bahsetmek filan garip geldi..


kalktım sonra. köy yeni yeni uyanmaya başlamıştı. doğal olarak ilk kahvesi açıldı köyün. çay söyledim. işin garip tarafı menemen de yapıyormuş kahvenin sahibi, yap dedim. kabuklarını soymadan yapmış domatesleri menemenin. yine de lezzetliydi. kepekli ekmekle yedim..

anlıcanız; neden böyle oldu ki demedim..


içtiğim en lezzetli çaydı sanki. kahvaltı için masamda yerini almış biberlerin hafif acı olması, sıcacık çayın her yudumunda daha da lezzetli hale geldi. peynirlerin dere otlu ve çeşnili olması, aslında pek haz etmesem de güneşin gözüme gelmesini bile bertaraf etti. düşünün, bir sarışının gözüne güneş gelmesini..


özgürlükten bahsetmeye çalışırken olmadık şeyler söyledim size. sarışın olduğumdan, haftasonu kabukları soyulmamış domateslerden yapılmış bir menemen yediğimden filan. belki de kendi özgürlük tanımımı yaptım size, demli çaylar eşliğinde. belki..

biraz durun. yatağınızdan kalktığınızda en çok. ayaklarınızı yere basın. ellerinizi iki yanınıza, temiz çarşaf serili yatağa koyun ve durun. hatta düşünmeden durun..

işte o zaman anlarsınız, biraz uzaklaşmanın ne kadar da...



* yazar burada içinde bulunduğu ruh haline, kabuklu domatesleri alet ediyor.



18 fikre tercüman olmuş:

N.Narda dedi ki...

Biz de kumralız, çok güzelsiniz demediyseler de bence güzelim, dünya şirinlik yarışmasında da ödül filan almıştık, ama sizinki gibi mi yapıyoruz?… Misal, birlikte seyahat ederken gıcık olduğum ama aynı zamanda çok sevdiğim dürr-i dane arkadaşımla yasyağlı Urla katmeri yediğimizdeki martıların üzerimize üzerimize uçuşunu, güvertelerdeki ağların karmaşasını, sıcağın tuzuna, pansiyonların köhneliğine filan… arkadaşım yanımda diye, hepsine katlanışımı …anlatıyor muyum? Her gittiğimiz şelalede kaybolup, su perisi gördüğümüzü, üç dilek dileyecekken ırmağa düştüğümüzü…bozkır gecesinde bakraç bakraç yıldızları göğe serpen adamı tanıdığımızı…

Çok gevezesiniz efem; öyle insan her aklındakini, her hissettiğini,her yediğini... ortaya döker mi? (Malumunuz; nazar,efsun durumları var) Ama ben de bir gevezelik edip şunu söyleyip sesinize ses vermiş olayım: Her sabah 6’da kalkıp 50 dakika servisle gidip gündüz dahi ışıkları yakıp çalıştığımız ofise gitmekten nefret ettiğimi anladım; üç yıl önce. Özgür ve cesur “human being” olarak özgür ve cesur “sefaleti” tercih ettim :)

(Birinci resim :) olmuş.)

GregorSamsa dedi ki...

dur dur klasik blog yorumu yazayım:
çok güzel olmuş eline yüreğine sağlık :)
not: 3. resime + rep :)

Gürhan dedi ki...

*Yazarın tahlilleri yerinde :)

gaia ve uranos dedi ki...

birinci tekilin içinde yer arar kadın kendine. ayrıca peynir dere değil çörek otludur belki.. bilemeyiz.
emin olduğumuz tek şey çeliğin ateşteyim klibindeki kazağın örneğinden yapılan battaniyenin yeterince sıcak tuttuğudur.

zehra dedi ki...

şu ana yazdıkların içinde en çok kendimi bulduğum bu oldu ....bu yazıyı yazdıran her ne ise teşekkürler hepsine

Ece Koparal Vlastuin dedi ki...

Ne dusunmeden durmak, ne anlamak, ne de uzaklasmak. o, ortalarda bir cunle var ya hani "neden böyle oldu ki demedim" budur bence.

Eliza Doolittle dedi ki...

Başlık harika. Fotoğraflar..serin serin, tuzlu tuzlu, buram buram özgürlük kokusu...Çok sevdim.

FKH dedi ki...

@N.Narda

renkler üzerine konuşurdum aslında. lakin hiç kimse güneş karşısında gözlerini bir sarışın kadar kısmayacağından dururum. beklerim. vesaire..

sonrasında biraz daha düşünmem lazım diğer söylediklerini dedim. baktım ki insanlar hayallerini yazabiliyorsa yaşıyormuş. evet yapıyormuş. evet, bildiğiniz gibi. evet..

iyi ki yapmışsın söylediğini. iyi ki biraz olsun hayaline yol vermişsin..

alkışlar sana ve senin gibi "dur!" diyebilene..

FKH dedi ki...

@GregorSamsa

çok klasik olmuş :) senden daha yaratıcı bir yorum beklerdim. bi dahakine artık. ama unutma, aynısını ben de yaparım.

@Gürhan

yazarın tahlilleri nerde hakikaten? :) hep aynısını yapıyor. sorcam hesabını :p

Pilli Petro dedi ki...

uzaklaşmak... işte bu hisse kapılıp istifa edişimin üzerinden neredeyse 2 ay geçti, hiç pişman olmadım yine olsa yine yapardım :))

daha sık yaz diyorum, sen anlarsın :)

hypnos dedi ki...

... kolay olduğunu diye cümleni bitirmek istiyorum izninle.

FKH dedi ki...

@gaia ve uranos

peynir çörek otudur belki dediğin gibi. hele de hasır sepetten çıkan jülyen doğranmış salatalıklar..

FKH dedi ki...

@Eliza Doolittle

itiraf etmem gerekirse benim de en beğendiğim yeri yazının başlığı :)

@hypnos

o zaman yazının son cümlesi senin dediğin gibi bitsin.

... kolay olduğunu diye cümleni bitirmek istiyorum izninle

mefisto dedi ki...

yazar burada biraz nispet yapmış gibi geldi bana. içimde özenle büyüttüğüm sıkıntıdan mıdır nedir? bir patlayacak pir patlayacak abisi. yazardan daha fazla yol kat edeceğim sonra, gözüme giren güneşi esmer olmanın verdiği avantajla karşılayıp pis pis sırıtacağım. du bakalım..

Methods dedi ki...

Domates meyveymiş zamanında. Amerika'nın aldığı kararla sebze olmuş. Cilde de iyi geldiği söyleniyor :))

Pek keyif aldım okurken...
Devamını bekliyoruz azizim :D

"leb" demeden... dedi ki...

benim bazı adamlarla mutlaka rakı içmem gerek.

sen de onlardan birisin.

FKH dedi ki...

@mefisto

yazar aslında burada nispet filan yapmıyor. yapsa söyler. kendimden biliyorum :p esmer olmanın verdiği avantaja da aklımdaki hain planları sunuyorum. alsın kullansın. rerörö rerörö rerörö..

@Methods

domates eskiden yemişmiş. yeni zelanda'da aldığı kararla sebze olmuş. ben de o kararı sorgulamak için gideceğim NZ'ye :)

memnun oldum efendim. sağolun..

@"leb" demeden...

sanırım o masanın sanat müziği eksik olmaz. çalar da çalar klarnet taksimi..

Adsız dedi ki...

bırakıp gitmekmi lazım şimdi? herşeyi!

Yorum Gönder

hani duşa girersin de su ısınana kadar geçen süre içinde yaşadığın üşüme vardır ya?

hahh işte o anlarda aklına takılan bir yorum olsun..