arthur guinness'in mirası için irlanda'ya gitmek ve mirasın köpüklü bir bardak guinness çıkması

.

normalde bir ülkeye gitmeyi planlarken o ülkenin meşhur olan herhangi bir şeyinin olup olmadığına bakmam. beni alakadar eden kısmı o ülkenin türkiye'den vize isteyip istemediği (istese de sorun değil gerçi), uçak bileti fiyatları, ülke içi ulaşım alternatifleri ve fiyatlarıdır. irlanda - iskoçya seyahatini planlarken bunun biraz dışına çıkmak zorunda kaldım. normalde etrafında gecenin bilmem kaçında sadece et yemek için bolu dağındaki et lokantalarına giden insanlar olduğu için; bir ülkeye bir şey yemeye, bir şey içmeye gitmeyi pek yadırgamam. yemek yemeyi değil de yapmayı tercih eden bu beden irlanda'ya gitmeyi bir iki şey için çok istedi. bunlardan biri de işte buydu efendim; guinness..

@google



bira içmek değil de denemek konusunda bi' zaafım var. "uzun yıllar içmemiş bir bünyenin (26 yıl) ne oldu da böyle zaafı oldu? diye soran bir insana; "haydaa şimdi yaşımız ortaya çıkacak dur allahını seversen" demek gelse de içimden, böyle bir zaafım olduğu için ne yalan söyleyeyim mutlu ve meshûdum..

yazarın yaşı = alkol almadığı yıllar (26) + kadınların nasıl olur da gözlerinin içine kalem sürmesini anladığı anın ışık hızıyla çarpımı

yani;

yazarın yaşı = 26 + ∞(sonsuz) x 30000* km/sn                          *değerler ortalama olarak alınmıştır


irlanda'ya özellikle de dublin'e gidince "guinness" müzesini gezmemek olmaz dedim elbet. zaten şehre indiğinizde sizi karşılayan büyük guinnes tabelaları işin merkezine geldiğinizi, artık kaçışınızın olmadığı ve ne iyi edipte geldiğinizi size anlatır cinsten. anlıcanız kurtuluşunuz yok! siz artık guinness'in ana vatanındasınız..


bira gurmesi değilim ben. şimdi size bu bira şu şekilde yapılır, söyle malttır, dünyadaki en iyi draft biradır filan demicem elbet. sadece dublin'i dublin yapan guinness ve onun şehrin neredeyse üçte birlik kısmını kapsayan fabrikasına yani guinness storehouse'a şöyle küçük bir tur attırmaya geldim. fazla kalmadan gidicem zaten, ocakta yemeğim var..


yukarıda gördüğünüz kahveye benzeyen şeyler aslında arpa! bizim bildiğimiz altın sarısı renginde değil ama. guinness'e o kapkara rengi veren kavrulmuş arpa. guinness'i ilk içtiğinizde size hafızanıza kazılı bir tadı çağrıştırır; kahveyi. bu aslında bardağı ağzınıza götürdüğünüzde dudaklarınızın ve dilinizin değdiği ilk şeyden, yani o ünlü köpükten ileri gelir. guinness'e o muhteşem tadı veren buğdayı yukarıda gördüğünüz renge gelene kadar geleneksel yöntemlerle kavurmaları ve yine ilk günden bu güne kadar hiç bozulmadan gelen yöntemlerle son halini aldırmalarıdır. suya çok önem verirler mesela. su tüm irlanda için olduğu gibi guinness için de büyük bir değerdir..


buğdayın ve biranın saklanması, daha sonra da taşınması yine geleneksel yöntemlerle yapılır guinness'te. onlar buğdaylarını tamamı kendi imalatları olan bu ahşap varillerle yaparlar. onlar için varilleri en az biraları kadar önemlidir. bunu da size müzenin her yerinde göstermekten asla çekinmezler..

müze aslında bir bira müzesi için oldukça büyük. tamı tamına beş katlı. size ilk kattan başlayarak biranın nasıl yapıldığını anlatır. ilk katta buğdayı anlatır, ikinci kata geçince buğdayın kavrulmasını - suyu vesaire, üçüncü katta.. bu böyle yedinci kata kadar böyle devam eder.

şimdi sıra asıl meselede; yani guinness'in nasıl doldurulacağına dair aldığım kursta ve sonunda bana verilen sertifikada :)


gruplar halinde içeri alınmakla başlar bu kurs efendim. gruptaki kişi sayısı 8 ya da 9 kişidir. kapıda adınızı ve soyadınızı sorarlar. türkiye'de olsa şahsen vermekten yana değilimdir; lakin güzelim irlanda'da ne olabilir ki diyiveriyor insan..


sonra bu şeker abimiz başlıyor anlatmaya. bardağı nasıl tutacağınızdan başlıyor ilk. 45 derecelik bir açı oluşturmak şart! sonrasın da zaten bütün maharet sizde.. (itiraf ediyorum o an bendeydi :p )



ikişerli gruplar halinde başlarsınız doldurmaya. ekranda sizi yakın olan hanım kızımız burada diğerine bariz bir fark atıyor bira doldurmada. sanırım bi' barda filan çalışıyor :\ diğerinde bariz bir beceriksizlik görünmekte. bizden taraftaki hanım kızımın bardağa bakarken, diğeri karşısındaki kulpa bakıyor. allah ıslah etsin ne diyim..


durdurma işlemi hızla devam ediyor..

(bu arada fotoğraflar arasında böyle kısa yazılar yazmak çok güzelmiş :p )


doldurma işleminde önemli olan bardağı ağzına kadar doldurmamak. çünkü guinness'i bardağa doldurmak iki aşamadan oluşuyor. ilki yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz ilk kısım. yani türk tabiriyle; üzerinde bi' dudak payı var. tabi silikonlu ya da silikonsuz oluşu etki etmekte. bunu kursta söylemediler, ben kendim ekledim :)


ikişerli guruplar halinde veriliyor demiştim ya kurs? demedim mi? yahu dedim ya! çık yukarı bi' iki paragraf orada yazıyor. yani insanı kendinden şüphe ettirirsiniz valla.. neyse guinness'e dönelim. yönümüz o taraf olsun. hep ona bakalım. sevelim onu, bıdık bıdık yapalım. hımm yapalım..

edit: yazar yazısını ikinci okuyuşunda burada saçmaladığını kabul etti!


farkındaysanız yukarıdaki dört adet guinness'in dördünün de rengi birbirinden farklı. sebebi dolduruluş sırası. demiştim ya guinness'i doldurmak iki aşamadan oluşur diye (bunu dediğime eminim); işte ilk aşaması bu şekilde son bulur. mesela bizden taraftaki açık renkli bardak en son doldurulan. diğer taraftaki de ilk doldurulan bardak. köpük yavaş yavaş yukarı doğru çıkar ve en son o siyah rengi alır..

sonra da bira doldurmak için kullandığınız kulp aşağı değil de yukarı doğru kaldırılır ve ikinci kısım yani dudak payının köpükle doldurulma anı başlar. şahsen fikrim de işin en zevkli kısmımın bu olduğudur :)

en sonunda da kendi doldurduğunuz koca bi' bardak guinness afiyetle içilir :) (buna türk ve dünya edebiyatında, ayrıca sinema tarihinde mutlu son denir. meydan larus 13. cilt)

bitmediiiii (vapurda neydü belirsiz şeyler satan adam nidası)

@google


işte guinness storehouse'un uzaktan manzarası. tepesinde bütün dublin tepeden gören muhteşem bir terası var. 360 derece dublin manzarası eşliğinde guinness'ini yudumlarken aşağıdaki gibi garip fotoğraflar da çekebilirsiniz :)


garip demiştim;


"storehouse" terimi geçmekte farkettiyseniz müzenin adında. etmediyseniz de yuh artık! kaç defa yazdım. ee o kadar para harcadık, tuttuk size müze yaptık bunun bir de akarı olmalı demiş elinoğlu. yapıvermiş güzel bi' guinness ürünleri mağazası..


şapkalar;


yine şapkalar :)


ve yine şapkalar..

her ne kadar benim modelliğim sadece şapkalara yönelik olduysa da mağaza da aklınıza ne gelirse vardır. çay altlığından tutun da banyo lifine, oyun kağıdından tutun da tırnak törpüsüne.. (maksat kafiye olsun)


işte böyle efendim bu adamın guinness hakkında aklında kalanlar. içtiği en güzel biralardan birine olan şahitliğini size aktarma çabası filan..

ha unutmadan;

iş bu yazı Arthur Guiness'e ve onun köpüklü siyah birasına adanmıştır..





17 fikre tercüman olmuş:

meraklı dedi ki...

peki türkiyede nerede buluruz bu birayı, varmıdır bizde? eğer varsa nerededir? öyle anlatıp ağız sulandırmakla olmaz.ayıp denen bişey var :)

gaia@uranos dedi ki...

o kadar guinnessten sonra temple bar a yürüyerek dönüşteki 'gülmekten yerlerde sürünme' duygu durumu müzeden daha etkileyici olan yegane şeydir dublinde,bkz:bence

FKH dedi ki...

meraklı nick ile google linki vermek biraz garip olmuş :)

efendim guinnes ülkemizde bir iki seneye kadar migroslarda bile satılmaktaydı, hem de çok cüzii fiyatlara. lakin ne olduysa(!) artık satmıyorlar. istanbul/bebek'te bazı şarküterilerde satıldığına dair duyumlar almaktayım. (bebek starbucks'ın ilerisindeki şarküteri) yalnız fiyatının 50 cl'lik kutusu için 12 tl olması biraz abartı gibi geldi. ha bir kere denemek için alınır içilir; lakin ilk denemeden sonra vazgeçilemeyeceği için biraz masraflı olabilir :)

bu yüzden ya yurtdışına gidince içmeli ya da oradan gelen birinde sipariş vermeli derim..

sufi dedi ki...

Bunca bira lafından ve görüntüsünden sonra "gel de içme!" diyesim geldi. Pardon, ordan bir bardak Guinness siyah uzatırmısın? teşekkürler. tontini.

Ümit Orhan dedi ki...

Önce telefondan resimler olmadan okumuştum bu yazıyı. Resimler olmadan bile son derece etkileyici yazı... Bir de resimlerle baktım az önce, blogumdaki bütün yazılardan utandım. :P Hepsini kapatıp, yılda 8 dolar domain parası kurtarmayı bile düşündüm.
Sahi ben de bir Guinness alabilir miyim? Yarın Gürcistandayım ne de olsa. Orda bol ve ucuz, gittiğimde yapacağım ilk şeylerden birisi olacak.
Sevgilerle!

FKH dedi ki...

@sufi

keşke olsa da uzatsam keşke :) ama ne yazık ki ben de hasret kaldım o güzelim köpüğe..

@Ümit Orhan

yapma ümit biliyoruz senin bloğunun da ne kadar güzel olduğunu. kimse görmezden gelemez bunu. ayrıca sen gürcistan'da bulursan sakın kaçırma. al üç beş şişe. ucuz zaten oralarda..

Guney dedi ki...

New york'a tekrar gelirsen seni ufak bi bira geisine cikartayim, guiness sevmesem de birer tane de ondan yuvarlariz.

FKH dedi ki...

@Guney

bak sadece bunun için bile NY yapabilirim Güney :) sen bu eşeğin aklına soktuğun karpuz kabuklarının sayısını baya bi arttırdın.. iyi haber değil bu..

Umut Boz dedi ki...

Guinness, Leffe ve Hoegaarden biralarına Tuborg satan bar/restoran ve otellerden ulaşabilirsiniz

FKH dedi ki...

evet. hemen bir bilgi güncellemesi gelsin bu konuya. şuan ist'de bir çok pub'da satılmaya başlandı guinness. u2 irish pub, james jones taksim'de guinness'i fıçı halde içebileceğiniz yerlerden. anadolu yakasında kadıköy'de de satıldığını duydum lakin mekanın adını bilmiyorum. bol köpüklü guinnessler efendim :)

The.Lethe dedi ki...

selamlar , kadıköyedeki mekanın adı belfast :) sevgiler.

Adsız dedi ki...

Hello There. I found your blog using msn.
This is a very well written article. I'll make sure to bookmark it and come back to read more of your useful information. Thanks for the post. I will definitely comeback.
my web site > cheap nfl jerseys

Adsız dedi ki...

Hi, I desire to subscribe for this blog to take latest updates, thus where can i do
it please assist.

Feel free to surf to my weblog - rolexコピー

Adsız dedi ki...

I'm not positive the place you're getting your information, however great topic.
I needs to spend some time learning more or working out more.
Thank you for magnificent info I was in search of this information for my mission.


Feel free to surf to my web page: 激安プラダ バッグ

Adsız dedi ki...

What's up to all, how is everything, I think every one is getting more from this web site, and your views are pleasant in support of new people.

my blog: 腕時計コピー

Adsız dedi ki...

Hi there! I could have sworn I've visited this website before but after going through some of the posts I realized it's new to me.
Anyways, I'm certainly pleased I stumbled upon it and I'll be bookmarking it and checking back often!


Here is my web site - tv shows

Adsız dedi ki...

in addition, it capabilities a mid heel shank as correctly as a detailed time-span phylon midsole.
The price the piece is especially expensive. Playing golf and women's fashion for too long has been thought of as an oxymoron. Soon UGG Australia Boots were seen in excess of the U. http://www.tweetmenow.com.au/RAWLynda

Yorum Gönder

hani duşa girersin de su ısınana kadar geçen süre içinde yaşadığın üşüme vardır ya?

hahh işte o anlarda aklına takılan bir yorum olsun..